8 Mart geldiğinde sosyal medya çiçeklerle, kutlama mesajlarıyla doluyor. Kadınlara teşekkür ediliyor, güçlü oldukları söyleniyor, ilham oldukları yazılıyor. Oysa kadınların ihtiyacı çoğu zaman güzel sözler değil; görülmek, anlaşılmak ve eşit bir dünyada nefes alabilmek.
Kadın olmak, yalnızca bir cinsiyet değil; çoğu zaman bir mücadele biçimi. Hayatın pek çok alanında görünmeyen yükleri omuzlamak, aynı anda birçok rolü taşımak ve çoğu zaman bunun karşılığında sadece “fedakâr” sıfatını almak.
Bir kadın bazen bir anne olur; bir canı içinde büyütürken kendi korkularını sessizce içine gömer. Bazen bir öğretmen olur; sadece ders anlatmaz, çocukların hayatına dokunur. Bazen bir işçi, bazen bir sanatçı, bazen bir yazar olur. Ama çoğu zaman bütün bu kimliklerin ötesinde, sadece insan olmak ister.
8 Mart’ın anlamı da aslında burada saklıdır. Bu gün bir kutlamadan çok, bir hatırlatma günüdür. Kadınların eşit haklar için verdiği mücadelenin, emeklerinin ve hayallerinin unutulmaması için bir hatırlatma.
Ancak her yıl aynı soruyu sormak gerekiyor:
Kadınları gerçekten anlıyor muyuz, yoksa sadece bir günlüğüne mi hatırlıyoruz?
Çünkü kadınların hak ettiği şey bir gün verilen çiçekler değil; her gün duyulan saygıdır. Bir gün yazılan mesajlar değil; hayatın her alanında kurulan adalettir.
8 Mart’ı gerçekten anlamak istiyorsak, belki de önce şu soruyla yüzleşmeliyiz:
Kadınları kutlayan bir dünya mı kurduk, yoksa hâlâ mücadele etmek zorunda bırakan bir dünya mı?
Çünkü cevap samimiyse, çiçekler yetmez. Adalet gerekir.

Galatasaray
Fenarbahçe
Samsunspor
Beşiktaş
Başakşehir
Eyüpspor
Göztepe
Trabzonspor
Kasımpaşa
Konyaspor
Antalyaspor
Gaziantep FK
Kayserispor
Rizespor
Alanyaspor
Sivasspor
Bodrum FK
Hatayspor
Adana Demir
Kocaelispor
Gençlerbirliği
F. Karagümrük
İstanbulspor
Erzurumspor FK
Bandırmaspor
Iğdır F.K
Boluspor
Amed Sportif F.
Çorum Fk
Ümraniyespor
Erokspor
A. Keçiörengücü
Pendikspor
Sakaryaspor
Ankaragücü
Manisa FK
Şanlıurfaspor
Bir Yorum Bırakın