Annemi toprağa verdiğimizin kırk birinci günü anısına...
İnsan, hayatın en ağır gerçeğiyle çoğu zaman bir mezar başında yüzleşir.
En sevdiğini kendi elleriyle toprağa verirken…
Avuçlarından kayan sadece bir beden değildir; bir ömür, bir hatıra, bir “biz” duygusudur.
Dün sapasağlam olan bir insanın bugün bir “mefta” oluşu, aklın kabul etmekte zorlandığı ama kalbin derinden bildiği bir hakikattir.
Daha dün sesi kulaklarımızdayken, bugün sessizliğe gömülür.
Daha dün göz göze geldiğimiz yüz, bugün son kez örtülür.
Bazen o son yolculukta en ağır görev de bize düşer.
Kendi ellerimizle yıkarız sevdiğimizi…
Gassalı oluruz farkında olmadan.
Suyun her damlası, içimizden kopan bir parçaya dönüşür.
Belki de son kez öperiz o yüzü; artık cevap vermeyecek bir vedanın eşiğinde.
Ve sonra…
Toprak.
Toprağa bırakırız en kıymetlimizi.
Ama aslında toprağa bıraktığımız sadece bir beden değil, içimizde bir daha asla dolmayacak bir boşluktur.
İşte tam o anda, herkesin içinde aynı soru yankılanır:
“Biz neyin içindeyiz?”
“Bu dünya gerçekten ne kadar gerçek?”
“Yalan dünya” deriz çoğu zaman.
Dilin ucuyla değil, kalbin en derin yerinden.
Çünkü biliriz ki burada kurduğumuz her şey, bir gün ardımızda kalacak.
Sevdiklerimiz, bir gün bizim için ağlayacak.
Ve biz de bir gün, başkalarının hatıralarında bir cümleye dönüşeceğiz.
Ama tuhaf bir çelişkiyle yaşıyoruz.
Bu gerçeği her defasında iliklerimize kadar hissederiz…
Sonra unutuyor gibi yaparız.
Nefis…
İnsanın en zayıf ve en inatçı tarafı.
Her aldığımız nefesin bizi sona yaklaştırdığını biliriz aslında.
Ama yine de sanki hiç bitmeyecekmiş gibi yaşarız.
Hırslarımızla, kırgınlıklarımızla, öfkelerimizle…
Oysa her cenaze, bir hatırlatmadır.
Bir uyarıdır.
Bir “dur ve düşün” çağrısıdır.
Kırdığımız kalplerin, söylemediğimiz sözlerin, ertelediğimiz sevgilerin hesabı vardır bu hayatta.
Çünkü zaman sandığımız kadar geniş değil.
Ve hayat, ertelemeyi kaldırmayacak kadar kısa.
Belki de mesele ölümü hatırlamak değil…
Onunla yaşamayı öğrenmektir.
Sevdiklerimize daha sık sarılmak,
Kırgınlıkları büyütmemek,
Kalpten gelen sözleri ertelememek…
Çünkü bir gün,
Biz de bir mezar başında değil, bir tabutun içinde olacağız.
Ve o gün geldiğinde, geriye ne bıraktığımız sorulacak:
Bir ömür mü,
Yoksa sadece geçen zaman mı?
Yalan dediğimiz bu dünyada,
Gerçek olan tek şey var:
Gidiş.
Ve belki de en büyük mesele,
Gitmeden önce gerçekten yaşamayı başarabilmek…

Galatasaray
Fenarbahçe
Samsunspor
Beşiktaş
Başakşehir
Eyüpspor
Göztepe
Trabzonspor
Kasımpaşa
Konyaspor
Antalyaspor
Gaziantep FK
Kayserispor
Rizespor
Alanyaspor
Sivasspor
Bodrum FK
Hatayspor
Adana Demir
Kocaelispor
Gençlerbirliği
F. Karagümrük
İstanbulspor
Erzurumspor FK
Bandırmaspor
Iğdır F.K
Boluspor
Amed Sportif F.
Çorum Fk
Ümraniyespor
Erokspor
A. Keçiörengücü
Pendikspor
Sakaryaspor
Ankaragücü
Manisa FK
Şanlıurfaspor
Bir Yorum Bırakın